18 Şubat 2011 Cuma

post kendini anlatıyor

Bu postu başlık bulmadan yazmaya başlıyorum, elbet başlık kendi kendine ortaya çıkar. Ne üzerine yazdığımı da bilmiyorum ki. Haydi başlayalım.

Bu aralar pek iyi değilim. Dünya kara bir toprakmış gibi geliyor. Kara ve dibi gözükmeyen. Battıkça batıyorum sanki daha da derine. Bütün günü internette zevk almadan sörf yaparak geçirdim. Bu süre içinde yaptıklarımı aşağıdaki başlıklar altında özetleyebiliriz ;

1-Facebook 

2-Twitter
 
3-Blog dolaşmaları

4-İşle ilgili bazı araştırmalar

5-Origami (Üstelik bir kalp, bir yıldız ve bir köpek suratı yaptım)

6-Resim çizdim 
(Fotoğrafını çekemediğim için koyamıyorum.)

7-Duygularımı kelimelere dökmeye çalıştım ancak sildim attım. 

8-Komik videolar izledim.

9-Bloguma bir konuda yazı yazmayı düşündüm, denedim, başarısız oldum. 

vs. vs. vs. 

Çeşitli girişimlerde bulundum ancak yine de bugün yüzümü şöyle renkli renkli güldürecek birşey bulamadım.


Ve farkettim ki hayat birisiyle paylaşmadıktan sonra çok anlamsız. Yaptığın herşey bir anda anlamını yitiriyor. Başarılar, başarısızlıklar, mutluluk, mutsuzluk, gözyaşı gibi... Bunları paylaştığın, dertlerini anlattığın, beraber gülüp ağladığın birisi yok ise eğer, gerçekten de yaşam anlamını oracıkta yitiriveriyor.


Geçtiğimiz 1,5 yılı değerlendirdiğimde gördüm ki ; gitgide yalnızlaşmışım. Kendi kendime nasihatlarda bulundum, insanlara güvenme damla!! Tabi pek başarılı olamadım bu konuda ama üzerinde denemeler yapmaya devam ediyorum.

Dün 7 yıllık bir arkadaşıma gittim, oturduk sohbet muhabbet, maç izledik vs. Dedi ki ; "Senin kadar enerjisi hep çok yüksek birini ilk kez bu kadar durgun ve keyifsiz görüyorum." Haklı ne diyebilirim ki.

Sonuç olarak; haftanın son iş günü bitmek üzere iken durumum : keyifsiz bir damla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder