24 Şubat 2011 Perşembe

Derya Baykal'ın Aşkımızın Ataşı


Merhaba,

Derya Baykal'ın blogunda gezinirken bana ulaşan izleyicimin ricası üzerine bu postu hazırladım. Şuanda ofiste olduğum için sadece birkaç minik püf noktasını söyleyebileceğim :) 

Okumadan önce Derya Baykal'ın blogundaki post için lütfen tık tık 

Önce küçük ataşlarla denedim ama pek beğenemedim üstelik tığlarken zor oluyor. Bu yüzden 8 cm. lik büyük bir ataşla denedim ve daha çok beğendim. Tabi bu beğeniye bağlı. 8 cm. lik ataşları bükmesi zor oluyor, o yüzden size önerim kerpeten ile tam ortasından bükün. Bükerken dikkatli bir şekilde Derya Baykal'ın sitesindeki şekilde sırayla bükmeniz lazım kesinlikle. Bende küçük ataşlarla aşağıdaki gibi anlatmaya çalıştım. Umarım yardımı olur. 




Elimde şuanda 3 cm.lik ataşlar vardı. O yüzden 3 cm. olanlardan gösterdim ama kesinlikle bunlardan denemeyin. En az 5 cm. lik olanlarla yaparsanız daha güzel olur derim.




Öncelikle sağdaki ve yukardaki fotoğrafta olduğu gibi hafifçe ayırmanızı öneririm. Uzun kısım aşağıda ve önde kalacak şekilde.







Sonra öndeki uzun tarafın tam ortasından bükmeye başlıyoruz. Ancak aşağıdaki şekle dikkat ederek.





 

 Sonuçta elinizde bu şekil olacak biçimde bükmeniz lazım. Uzun kenar en önde kalmış olacak. Daha sonra ister kalbin üst sağından ister üst sol kulakçığından başlayarak Derya Baykal'ın da anlattığı gibi öndeki kalp formunun üzerine sık iğne ile tığlıyoruz. Hepsi bu. Oldu da bitti maşallah :))







Ofiste bu şekilde kullanıyorum :) Sevgilime mavisini yapacağım yine büyük ataşla. Evde de değişik kullanma fikirlerim yok değil...

Teşekkürler Derya abla :)

23 Şubat 2011 Çarşamba

iphone free uygulamalar - 1

Herkese merhaba,

Küçüklüğümden beri oturmuş bir alışkanlığım adetim var. Bu şu oluyor ki : sahip olduğum tüm oyuncakları, teknolojik oyuncaklar da dahil, incelemek, araştırmak, kurcalamak, söküp tekrar takmak; kısacası herşeyini öğrenmek, ondan ortaya başka şeyler çıkarmak :) daha kullanışlı ve faydalı hale getirmek gibi bir alışkanlığım var.
Geçtiğimiz gün cesaret edip, kazancımla ödeyeceğim ilk dokunmatik telefonumu aldım. Tabi alınca ilk gün 130 uygulama indirdim :) Neredeyse tüm FREE (ücretsiz) uygulamaları inceledim denebilir. Bunlar arasından beğendiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.
Kendime göre bir  oyunlardan oluşan FREE TOP 5 yaptım. İlk liste aşağıdaki gibidir :

1. Angry Birds : Iphone kullanmayanların dahi bildiği muhteşem oyun. Sevgililer günü için yapılmış bir versiyonu da var, kalpli kalpli çok şeker :)  
 



2. Save Toshi : Angry Birds gibi fenomenliğe aday bir oyun. Dansetmeyi seven ancak yürümeyi bilmeyen bir kızımız :)) Çeşitli malzemelerden yapılan duvarları açılara göre yıkarak kızımızı dans pistine indirmeye çalışıyoruz. Oyun çok hızlı ve görüntü kalitesi gayet güzel. Kızın etrafında dönmesi süper akışkan zaten :)


 3. Cut the Rope : Ayy bu da çok bi keyifli. Minik yeşil hayvancığımız şekerleri pek bir tatlı yutuveriyor. Ancak ipleri doğru sırayla kesmeli, baloncukları zamanında patlatmalı, şekeri kırmamalı vs. vs. Zorlayıcı kısmı ise örümcek! Aaa tabi bir de unutmadan en zevklisi bu aşağıdaki balonlar, zortlaması süper :)) 


4. Fruit Ninja : Bu da çok keyifli. Parmağınızı ekranda istediğiniz yere bıçak gibi kullanarak havaya fırlatılan meyveleri kesiyorsunuz, Ninja tarzı. Birden hızlı hızlı fırlayınca tabi heyecandan ne olduğunu anlamadan kesiveriyorsun herşeyi.. Aman dikkat, bombaları kesmeyin !!



5. Crazy Coaster : İlk oynayı raylar bittiğinde noluoo bu dediğim ancak sonra çok sevdiğim bir oyun. Bir yerden sonra heyecandan pata küte oynadığım bir oyun :)) 
 

Şimdilik bu kadar. Bugün için sevdiklerim bunlar. Oyunlar dışında tüm uygulamaları deneyip yazacağım. 

Herkese iyi günler...

21 Şubat 2011 Pazartesi

üretici türetici üstüne bir de tüketici

Herkese merhaba,

Son zamanlarda bir arayış içerisine girdim. Hayatımda bir eksiklik var diyip durdum kendime ve sanırım ciddi ciddi bu sabah ilk kez bunun ne olduğunun farkına vardım. Bir burç yorumcusunun sosyal medyada başak burcu (tam bir başak burcuyum) ile ilgili yorumunu okuduktan sonra dank etti.

"Başak, ancak üretirse mutlu olur."

ÜRETMİYORUM... Olduğum yerde sayıyorum neredeyse 2 yıldır. O yüzden de mutsuzum daimi olarak. Üretmiyorum, türetmiyorum aksine sürekli tüketiyorum... Herşeyi tüketiyorum. Kendimi, çevremdekileri, içimi, yemekleri, kıyafetleri, işi herşeyi. Karşılığında üretmiyorum bile. 

İnsan taşınınca ne kadar çok eşyası olduğunun farkına varıyor. Ayıklamaya çalışıyorum ve aralarından çıkanlar beni bile şaşırtıyor. Kağıt hamurundan yaptığım yüzler, şeffaf koli bandından yaptığım nazar boncuğu veya çiçek süslemeli mücevher kutuları ve mumluklar, kitap ayraçları, karakalem çalışmalarım, kocaman resim defterinin içinden çıkan çoook eskiden yaptığım resimlerim, yeniden tasarladığım eski çantalar, bileklikler, telefon kılıfları, tasarımı bana ait örgüsü annemden şapka, atkı, bolero, kazak, kolsuz boğazlılar, kapşonlu ya da cepli kazaklar, ekmek sepeti, çeşit çeşit bir dünya şey çıktı ortaya. Onları görünce aldı mı beni bi düşünce... Son 2 yılda ürettiğim ya da türettiğim şeylere bir baktım ki ortada iki çizdirikten, 3 iplikten, birkaç kelam yazıdan başka bir şey yok!! Blog konusunu da zaten bu boşluk ve içimdeki biriken doluluk hissine borçluyum. O yüzden en kısa zamanda önceden yaptıklarımı burda yayınlayacağım. Ve yeni yeni türetkenliklere girişeceğim :)) 

Hadi hayırlısı.. Bana şans dileyin... :)

18 Şubat 2011 Cuma

post kendini anlatıyor

Bu postu başlık bulmadan yazmaya başlıyorum, elbet başlık kendi kendine ortaya çıkar. Ne üzerine yazdığımı da bilmiyorum ki. Haydi başlayalım.

Bu aralar pek iyi değilim. Dünya kara bir toprakmış gibi geliyor. Kara ve dibi gözükmeyen. Battıkça batıyorum sanki daha da derine. Bütün günü internette zevk almadan sörf yaparak geçirdim. Bu süre içinde yaptıklarımı aşağıdaki başlıklar altında özetleyebiliriz ;

1-Facebook 

2-Twitter
 
3-Blog dolaşmaları

4-İşle ilgili bazı araştırmalar

5-Origami (Üstelik bir kalp, bir yıldız ve bir köpek suratı yaptım)

6-Resim çizdim 
(Fotoğrafını çekemediğim için koyamıyorum.)

7-Duygularımı kelimelere dökmeye çalıştım ancak sildim attım. 

8-Komik videolar izledim.

9-Bloguma bir konuda yazı yazmayı düşündüm, denedim, başarısız oldum. 

vs. vs. vs. 

Çeşitli girişimlerde bulundum ancak yine de bugün yüzümü şöyle renkli renkli güldürecek birşey bulamadım.


Ve farkettim ki hayat birisiyle paylaşmadıktan sonra çok anlamsız. Yaptığın herşey bir anda anlamını yitiriyor. Başarılar, başarısızlıklar, mutluluk, mutsuzluk, gözyaşı gibi... Bunları paylaştığın, dertlerini anlattığın, beraber gülüp ağladığın birisi yok ise eğer, gerçekten de yaşam anlamını oracıkta yitiriveriyor.


Geçtiğimiz 1,5 yılı değerlendirdiğimde gördüm ki ; gitgide yalnızlaşmışım. Kendi kendime nasihatlarda bulundum, insanlara güvenme damla!! Tabi pek başarılı olamadım bu konuda ama üzerinde denemeler yapmaya devam ediyorum.

Dün 7 yıllık bir arkadaşıma gittim, oturduk sohbet muhabbet, maç izledik vs. Dedi ki ; "Senin kadar enerjisi hep çok yüksek birini ilk kez bu kadar durgun ve keyifsiz görüyorum." Haklı ne diyebilirim ki.

Sonuç olarak; haftanın son iş günü bitmek üzere iken durumum : keyifsiz bir damla...

16 Şubat 2011 Çarşamba

aşk tesadüfleri severmiş

Aşk Tesadüfleri Sever

Veee sonunda taşınma yüzünden ve bazı olumsuzluklar nedeniyle ertelediğim sinema keyfini yaşadım. Ancak düşündüğümden farklı etkiler yarattı film bende. Ben düşünmüştüm ki giderim iki ağlarım son sahnelerde, ohh rahatlarım hem... Nitekim öyle olmadı. Nedense filmin hemen hemen her anında bir ağlama güdüsü doğdu bende!! Tamam ben sulugözümdür de o kadar da değil!..

Benim gibi azımsanmayacak sayıda film izlemiş, izleyen ve takip eden biri için, üstelik başak burcunun tipik özelliği olan eleştirel yönüme rağmen bu filmi kesinlikle eleştiremeyeceğim. Üstüne bir de filmi birkaç defa daha izleyip değişik açılardan filmi ve hissettirdiklerini değerlendirmem lazım. Bir kez daha izlemeden bende yarattığı etkiyi tam olarak söyleyemeyeceğim. Ama şu kadarını söyleyebilirim ki filmin neredeyse her sahnesi içimde çok derinlerde bir yerlerde gömüp bıraktığım şeyleri anımsattı. Sanırım bu yüzden bu kadar hüzünlendim...

MUTLAKA GİDİLİP İZLENMELİ!!!


Çok muhteşem ve harika bir film olduğunu düşünmemin en önemli sebebi bende yarattığı derinlik hissi. Uzun zamandır bu kadar içime dokunan bir film izlememiştim. Gerçekten bu film bana çok dokundu...

15 Şubat 2011 Salı

taze nefes

Yeni bir ev...
Yeni düzen...
Yeni oda...
Yeni heyecanlar...
Yeni bir hayat...
Kısacası taze nefes...

Doğduğum günden beri içinde bulunduğum ev sayısı dün taşındığımızla birlikte 8. Ne asker çocuğuyum, ne polis ne de öğretmen. Bu aslına bakarsanız oldukça fazla bir rakam. Sonuçta İstanbul'da Kadıköy ve Üsküdar semtlerinde tam 8 ev.
8 ev demek, 7 taşınma merasimi demek, 8 ayrı ev düzeni, ayrı ev şekli, yaşama biçimi demek. Sonuçta henüz 25 yaşındayım.

Gerçi yaşadığım ev sadece 1 taneydi, umarım bu 2. olur... Yaşadığım derken, yaşam dolu olduğumdan bahsediyorum. En güzel günlerimi Kozyatağı İnönü caddesindeki Menekşe apartmanında geçirdim. İlk dostluklar, ilk aşk, ilk heyecanlar, yeni okullar, bir sürü harika şeyler. Kötü günleri anımsamıyorum, anımsamak istemiyorum. Orda yaşadığım tüm güzel şeyler de orayla birlikte gömüldü.

Şimdi yeni bir eve taşındık, çok şirin, çok güzel, çok samimi, sıcacık bir yuva... Uzun yıllardır o evden sonra taşındığımız 3 evden sonra bu ev, yuva demeye en yakın olduğum yer... Çok çok mutluyum, sadece paylaşmak istedim. Umarım hayırlısı olur ailem ve benim için :) Bir tek kendi yuvamı kurmak kaldı...