17 Mart 2011 Perşembe

2 kelime öteye taşındık...

www.damlaarslan.com


Herkese Merhaba,

Uzun zamandır içinde herşeyi tutabileceğim bir site istiyordum. Ön hazırlık olarakta burdan blog yazmaya başladım. Başladım başlamasına ama daha gelişemeden blogspot yasaklandı. Yasaktan önce de varolan ancak içeriği tam olarak hazır olmayan sitemin yapım aşaması böylelikle hızlanmış oldu. Wordpress yüklendi, tema seçildi, başlıklar, renkler, fontlar, burdaki yazıların oraya taşınması vs. derken bir aşamaya gelindi.

Yeni sitemin yapımı aşamasında bu konuda yetkin olan sevdiğim sayesinde isteğim gerçekleşti. Ve ben çok mutlu birisi oldum :)

Gelişecek çok şey var daha ama dayanamadım. Paylaşmak istedim. Bu konuda çok heyecanlıyım. Çok değişik fikirlerim ve elimden geldiği kadarıyla ömrüm boyunca burada paylaşacağım.

Beni görebilen, bu yazıyı okuyabilen herkesi oraya beklerim. Beni oradan takip etmenizi dilerim...

Burdan ya da www.damlaarslan.com  linkinden yeni sitemi ziyaret edebilirsiniz.

Yeni sitemde, yeniliklerle görüşmek dileğiyle... :)




......

6 Mart 2011 Pazar

Öğretmenin gösterdiği hedef

Başlığa bakılırsa gösterilen hedefi anlatacağım anlaşılabilir. Şimdiden söyleyeyim amaç o değil. Sonra hayal kırıklığına uğramayın. Taşınmamızın üzerinden birkaç hafta geçti ancak hala yerleştirilecek, düzenlememiş ve hatta yıllardır karman çorman duran şeyleri de hazır taşınmışken bir el atma durumu ortaya çıktı. El attıkça ortaya güzel şeylerde çıkmadı değil.

Aşağıda göreceğiniz iki resimde tarafımda değişik yıllarda yapılmış resimlerdir. Aradaki benzerlikte gözle görülebiliyor zaten. Ama asıl bilmeniz gereken nokta şu; bu iki resmin birbirine benzerliğini bugün öğlen düzenleyene kadar farketmemiş olmam. İlk resimin sağ üst köşesindeki tarih okunmuyor ben söyleyeyim 15.05.1990. 4,5 yaşlarındayım. İkinci resim ondan bir 10 yıl sonra ortaokul yılları. Tabi ilki sadece boyama, ikincisi kendi yaratıcılığım. Tamamen kendime ait olduğunu düşünürken 1990 daki resmi görünce bilinçaltımın ne kadarda sağlam olduğunu farkettim. İnsan zihni böyle işte. Birşeyi hatırlamasan bilmesen bile, yıllar sonra bir yerden kendiliğinden oluşup ortaya çıkıveriyor demek ki. O kreş öğretmenim bunu hazırlayıp renklendirmemi istedi, bende bunu geleceğe taşıyıp farkında bile olmadan neredeyse aynısını çizerek üzerine kendimden birşeyler katıp sundum. Öğretmenlerimin çoğunu hep çok sevmişimdir zaten. Eli öpülesi çok öğretmenim oldu. 

iki resim arasındaki farkı bulunuz...


Bunu da paylaşayım dedim... Belki resim çalışmalarımı da paylaşırım yakında...

Yalnız bir cumartesinin getirdikleri

Orda beni duyan birisi varsa merhaba,

Tüm yasaklardan sonra bende kendime bir yasak koydum. Bir dakikamı bile boş geçirmeme yasağı. Yeter dedim kendi kendime, yeter artık engellediğin kendini. İlerleyemeyişimin arkasındaki tüm nedenleri bir kenara bıraktım ve birşeyler yapmaya karar verdim.

Ben hep vakıf üniversitesinde okumuş olmanın kompleksini taşıdım. Babam ben 4 yaşındayken kayıt yaptırdığı 2. üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne geçen hafta, aftan yararlanıp tekrar girdi. Ve ben bunu kompleks olmaktan çıkarmaya karar verdim. Bu dönem kazanıpta gitmediğim İstanbul Üniversitesi'ndeki yüksek lisansa önümüzdeki dönem gitmeye hazır hissediyorum kendimi. (ki bundan daha sonra bahsedeceğim.) Babam 2012'de mezun olacak, ben 2013 te. Artık beraber okula gider geliriz. Bu ilginç deneyim süresince yaşadıklarımı da paylaşacağım.

Önümüzdeki döneme kadar yapmak isteyeceğim ve yapabileceklerimin bir listesini çıkarıyorum. Bir başak olarak plan yapmak her zaman keyifli, uygulamaksa her zaman tatmin edici, rahatlatıcı, huzur ve mutluluk verici oldu. Elimde değil! O yüzden kısa ve uzun vadede bazı planlar yapmaya başladım. Not alıyorum şimdilik hepsini. Kısa bir süre içerisinde de hayata geçirme niyetindeyim.

Dün sadece iş hayatıyla ilgili dökümantasyon çalışması yaptım. (3 parça el işi hariç) Okul hayatım boyunca edindiğim tüm dökümanları ve kitapları bir araya topladım. Babamın iş hayatında edindiği tüm dökümanları da ekleyince üstüne, etti mi sana bir balkon dolusu evrak ve kitap. Annem bu karmaşaya delirse de kağıdı kitabı görünce içimi bir heyecan sarıyor. Okumayı ne kadar çok sevdiğimi hatırladım dün.

İçeriklerini diğer yazılarımda yavaş yavaş paylaşacağım.

24 Şubat 2011 Perşembe

Derya Baykal'ın Aşkımızın Ataşı


Merhaba,

Derya Baykal'ın blogunda gezinirken bana ulaşan izleyicimin ricası üzerine bu postu hazırladım. Şuanda ofiste olduğum için sadece birkaç minik püf noktasını söyleyebileceğim :) 

Okumadan önce Derya Baykal'ın blogundaki post için lütfen tık tık 

Önce küçük ataşlarla denedim ama pek beğenemedim üstelik tığlarken zor oluyor. Bu yüzden 8 cm. lik büyük bir ataşla denedim ve daha çok beğendim. Tabi bu beğeniye bağlı. 8 cm. lik ataşları bükmesi zor oluyor, o yüzden size önerim kerpeten ile tam ortasından bükün. Bükerken dikkatli bir şekilde Derya Baykal'ın sitesindeki şekilde sırayla bükmeniz lazım kesinlikle. Bende küçük ataşlarla aşağıdaki gibi anlatmaya çalıştım. Umarım yardımı olur. 




Elimde şuanda 3 cm.lik ataşlar vardı. O yüzden 3 cm. olanlardan gösterdim ama kesinlikle bunlardan denemeyin. En az 5 cm. lik olanlarla yaparsanız daha güzel olur derim.




Öncelikle sağdaki ve yukardaki fotoğrafta olduğu gibi hafifçe ayırmanızı öneririm. Uzun kısım aşağıda ve önde kalacak şekilde.







Sonra öndeki uzun tarafın tam ortasından bükmeye başlıyoruz. Ancak aşağıdaki şekle dikkat ederek.





 

 Sonuçta elinizde bu şekil olacak biçimde bükmeniz lazım. Uzun kenar en önde kalmış olacak. Daha sonra ister kalbin üst sağından ister üst sol kulakçığından başlayarak Derya Baykal'ın da anlattığı gibi öndeki kalp formunun üzerine sık iğne ile tığlıyoruz. Hepsi bu. Oldu da bitti maşallah :))







Ofiste bu şekilde kullanıyorum :) Sevgilime mavisini yapacağım yine büyük ataşla. Evde de değişik kullanma fikirlerim yok değil...

Teşekkürler Derya abla :)

23 Şubat 2011 Çarşamba

iphone free uygulamalar - 1

Herkese merhaba,

Küçüklüğümden beri oturmuş bir alışkanlığım adetim var. Bu şu oluyor ki : sahip olduğum tüm oyuncakları, teknolojik oyuncaklar da dahil, incelemek, araştırmak, kurcalamak, söküp tekrar takmak; kısacası herşeyini öğrenmek, ondan ortaya başka şeyler çıkarmak :) daha kullanışlı ve faydalı hale getirmek gibi bir alışkanlığım var.
Geçtiğimiz gün cesaret edip, kazancımla ödeyeceğim ilk dokunmatik telefonumu aldım. Tabi alınca ilk gün 130 uygulama indirdim :) Neredeyse tüm FREE (ücretsiz) uygulamaları inceledim denebilir. Bunlar arasından beğendiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.
Kendime göre bir  oyunlardan oluşan FREE TOP 5 yaptım. İlk liste aşağıdaki gibidir :

1. Angry Birds : Iphone kullanmayanların dahi bildiği muhteşem oyun. Sevgililer günü için yapılmış bir versiyonu da var, kalpli kalpli çok şeker :)  
 



2. Save Toshi : Angry Birds gibi fenomenliğe aday bir oyun. Dansetmeyi seven ancak yürümeyi bilmeyen bir kızımız :)) Çeşitli malzemelerden yapılan duvarları açılara göre yıkarak kızımızı dans pistine indirmeye çalışıyoruz. Oyun çok hızlı ve görüntü kalitesi gayet güzel. Kızın etrafında dönmesi süper akışkan zaten :)


 3. Cut the Rope : Ayy bu da çok bi keyifli. Minik yeşil hayvancığımız şekerleri pek bir tatlı yutuveriyor. Ancak ipleri doğru sırayla kesmeli, baloncukları zamanında patlatmalı, şekeri kırmamalı vs. vs. Zorlayıcı kısmı ise örümcek! Aaa tabi bir de unutmadan en zevklisi bu aşağıdaki balonlar, zortlaması süper :)) 


4. Fruit Ninja : Bu da çok keyifli. Parmağınızı ekranda istediğiniz yere bıçak gibi kullanarak havaya fırlatılan meyveleri kesiyorsunuz, Ninja tarzı. Birden hızlı hızlı fırlayınca tabi heyecandan ne olduğunu anlamadan kesiveriyorsun herşeyi.. Aman dikkat, bombaları kesmeyin !!



5. Crazy Coaster : İlk oynayı raylar bittiğinde noluoo bu dediğim ancak sonra çok sevdiğim bir oyun. Bir yerden sonra heyecandan pata küte oynadığım bir oyun :)) 
 

Şimdilik bu kadar. Bugün için sevdiklerim bunlar. Oyunlar dışında tüm uygulamaları deneyip yazacağım. 

Herkese iyi günler...